Geri Git   RASTGELSİN AMATÖR BALIKÇILIK FORUMLARI > Amatör Balık Avı Genel Bilgiler > Malzemeler ve Bakımları > Tekne Bakımı ve Donanımı

Tekne Bakımı ve Donanımı Motor tavsiyeleri, tekne ve motor bakımı hakkında...




Yanıtla
 
Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 20-03-2010, 21:13   #1
alpargun35
Tayfa
 
alpargun35 kullanıcısının avatarı
 
Üyelik Tarihi: 17.10.08
Mesaj Sayısı: 153
Varsayılan Dıştan Takma Motorların Ülkemizdeki Tarihçesi

Bir zamanlar bu outboard teknolojisi öylesine geriydi ki; yanımıza ıskarmoz ve kürek almadan denize çıkamazdık.
Şimdiki makineler gerçekten hepsi birbirinden güzel.
Bakın, size bu dıştan takmaların biraz Türkiyedeki tarihçesinden anlatayım.
Benim hatırlayabildiğim ilk çocukluk yıllarımda, Türkiyede yamaha diye bir motor yoktu. Sadece Johnson, Evinrude, Seagull ve Penta (Volvo penta değil) marka motorlar vardı.

[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]

Çok az sayıda da Mercury vardı. Mercury’lerin eski modelleri ise beyazdı.
Daha sonraki yıllarda Mercury acentesı açılınca o da yaygınlaşmaya başladı.
Sonra bir ara kırmızı volvo pentalar çıktı ve kayboldu.
Penta olarak bahsettiğim motor ise; seagull cinsi ilkel bir motordu ama biraz daha heybetli idi.
O zamanki motorların hiçbirine güvenemezdik ve yanımıza mutlaka ıskarmoz ve kürek alırdık.
Çünkü ne zaman nerde arıza yapacakları hiç belli olmazdı.
Yağlar benizinin içine konurdu, sanırım belki bunu sende hatırlarsın.
Johnson ve Evinrude’lara 20 ye 1 oranda yağ koyulurdu. Eski beyaz mercury ler de öyleydi.
Seagull ve Pentalara ise 10 a 1 oranda yağ koyulurdu. (Düşünsene 10 litre benzin 1 litre yağ)
Siyah Mercury’ler geldiğinde onlara 50 ye bir oranda yağ koymaya başladık. Çünkü bilyeli grank ve piston kolları ilk onlarda başladı.
Daha önceki modeller yataklı olduğundan, yağ sarfiyatı fazlaydı. Zaten yağların da kalitesiz olması bunu gerektiriyordu.
Epey yıllar sonra, motorlar 150 ye 1 yağ oranına kadar ulaştı ve sonunda yağ enjection sistemine geçildi.

Eski motorların pervanelerinde esneme lastiği yoktu.
Bunun yerine, bir yere çarptığında pervane fazla hasar görmesin diye, pim sistemi vardı.
Eksozlar da pervanenin ortasından değil, biraz arkasından bir yerden çıkardı.
Bu pimler zırt pırt kırılırdı. Bir tahtaya bile çarpsan pim kırılırdı. Bu yüzden yanımızda pim, pense, çekiç ve bir kalın tel taşımaya mecburduk.
Pimi değiştirmesi de zor olurdu. Ya makineyi söküp tekneye alacaksın, ya denize gireceksin, yada cambazlık yapacaksın.
Yine siyah mercury’lerle birlikte ortadan eksozlu pimsiz (Lastikli) uskurlarla tanıştık.
O zamanlar bütün yenilikleri Mercury yapardı.
Fakat sonradan çıkan Johnson ve Evinrude lar da bayağı düzeldi ve aralarında güzel makineler vardı.

[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]


Daha sonraları Yamaha çıktı. Ama şimdiki Yamaha’ların aksine, o zamanki Yamahalar teneke cinsi çok adi motorlardı. Ucuz olduğu için alınırdı.
O yıllarda bazı markaların bazı makineleri güzeldi ama bazı makineleri ise çok berbatdı. (Sonraki yıllardan bahsediyorum)
Örneğin 75 yıllarında çıkan, 3 silindirli 70 HP Jonhson ve Evinrude’lar, yine 50 HP çift silindirmi Jonhson ve Evinrude’lar şahane makinelerdi.
Fakat yine aynı markaların, çift silindirli 40 HP makineleri rezil makinelerdi.
Yani hala Jonhson güzel makine diyemiyorduk, Johnson’un şu model, şu beygir makinesi güzel diyorduk.
Aynı şey Mercury’ler için de geçerliydi.

Mercury’ler genelde az arıza çıkaran ama çıkardımı da tam çıkaran makinelerdi.
Mesela 20 beygirlik bir Mercury bütün sezon arızasız çalışmasına rağmen, eğer sezon sonu kuyruğunu söküp şaftını yağlayıp tekrar takmazsan, o şaft granga kaynardı ve kesmeden bir daha çıkarmak mümkün olmazdı.
Zira Johnson ve diğerlerinin kromçelik şaftlarının aksine Mercury’lerin şaftları sıradan çelikti.

İlk dıştan takmalarda ateşleme sistemi rezaletdi.
Küçük makinelerde volantın altında bobin ve meksefe sistemi vardı. Büyük makinelerde ise otomobillerdeki gibi distürbitör vardı.
O zamanlar plastik teknolojisi de çok geri olduğundan dolayı, o bobinlerin üzerlerindeki plastikler zırt pırt çatlar ve etrafa kaçak yaparak yolda bırakırdı.
O bobinler kullanılmayan motorlarda bile arıza yapardı.
Meksefeler devamlı bozulur, platinler meme yapardı zımparalardık, tekrar platin ayarı yapardık.
Rahat etmek isteyenler bunları her sene sezon başında değiştirirdi ama çok da ucuz şeyler değillerdi.
Daha sonraları yine Mercury ile elektronik ateşleme sistemi başladı ve bu problemler ortadan kalktı.

Remote kontroller çift kolluydu, ilk defa mercury’lerle birlikte tek kola döndü.
Şimdiki spiral kablolu direksiyon sistemi de yine mercury ile başladı.
Daha önceleri teknenin hertarafına iliştirilmiş halkalar, makaralar ve çelik tel vasıtasıyla direksiyon kullanılırdı.
Bu yüzden direksiyonlar çok boşlukluydu ve çok arıza yapardı.

Bir ara Evinrude ve Johnson tarafından Elektromanyetik şanzımanlar çıkarıldı. Pek de arıza yaptıklarını görmedim ama nedense o sistemi kaldırdılar.
Sanırım tek kollu remote kontrol’a geçince gereksiz buldular.
Bu elektromanyetik kuyruklu motorların remote kontrolları da tek kolluydu (Gaz için). yanında da 3 tane düğme vardı. İleri, Geri ve Boş düğmeleri.
Bir ara tek yine elektro manyetik kuyruklularda yine tek kollu ama bu defa ileri geri de kola alınmış şekilde çıktı ama onlar da hemen kayboldu.

Eskiden yüksek beygir makineler yoktu.
Sürat teknesi dendiği zaman 40 beygir 50 beygir veya en fazla 70 beygirlerden bahsedilirdi.
Koca İstanbulda belki 1 veya 2 tane 100 beygir makine vardı.
70 beygirler bile ilk zamanlarda istanbulda belki 30 taneyi geçmezdi.
Ancak Türkiyede yoktu derken, Yurtdışında vardı.
İlkönceleri Johnson, Evinrude 135, Mercury ise 150 beygire kadar motor üretiyorlardı.
Johnson ve Evinrude’lar V4, 90 beygir ve üstü Mercury’ler ise dik 6 idi. (Düz 6)
V4 Johnsonlar 4 karbiratör (Dışardan baktığın zaman 2 görürdün) , dik 6 Mercuryler ise 3 karbiratördü.
1977 (yanılmıyorsam) yılında Jonhson v6, 6 karbiratörlü 150 , 175 ve 200 beygirleri çıkarttı.
Bunlar biraz zayıf olmalarına rağmen, fena da makineler değildi.
Hemen ardından yine Johnson ve Evinrude V6 235 beygiri çıkartı.
78 yılında ise Mercury V6 175 ve 200 beygirini çıkarttı. (Şu anda yarışlarda kullanılan seriinin babası) Buna BlackMax adını verdiler.
Hem o yıllarda hem daha öncesinde ve hem şimdi yarışlarda nedense hep mercury tercih edilir. Ama ben Mercury’nin (Eski dik 6′lar hariç) bu büyük makinelerini hiç sevmem.
Bir tane 200 beygirim vardı, arızadan neredeyse hiç kullanamadım. Hemde büyük arızalar.
Belki o makinede şansızımdır diye bir tane daha aldım, o da öyle çıktı.
Belki ilk modeller olduğu için öyleydiler, şimdiki V6 Mercuryler böyle mi bilmiyorum ama o zamanki kuyruk acısından olacak, şimdi olsa yine büyük Mercury almam. Yamaha alırım.

İlk zamanlar plastik benzin tankı diye birşey yoktu. Depolar üstü kırmızı boyalı, bildiğimiz saçtan yapılmışdı ve en fazla 3-4 yıl dayanırdı.
Johnson ve Evinrude’ların çok komik ve çok arıza yapan bir benzin emiş sistemi vardı.
Depodan motora çiftli bir hortum giderdi. Hortumun biri karterden depoya hava basardı, diğer hortumdan ise o basınçtan dolayı karbiratöre benzin giderdi.
Depo kapağı gevşek kalırsa motor stop ederdi.

Yine 73 yıllarında Türkiyede Fiber tekne de yoktu. İlk Fiber tekneyi politek firması çıkardı epey müddet türkiyede fiber tekne olarak sadece bu tekne kullanıldı. (4.13 M)
Ama çok kaliteli ve sürate elverişli ahşap tekneler vardı.
Sonraları Tacar ve Hami Kaynak tekneleri çıktı. Özellikle Hami kaynak tekneleri dizayn ve sürate elverişlilik bakımından diğerlerine çok fark attı.

Çok sonraları (Belki 83 yıllarında) Yamaha güzel bir atak yaparak motorlarını düzellti. Özellikle krom somun ve civatalarıyla, sessiz çalışmasıyla ve ekonomik oluşuyla talep toplamaya başladı.

En sonraları ise sende biliyorsun, enjectionlular, 4 zamanlılar, küçük makinelerin koldan viteslileri vs. çıkmaya başladı.



Benim şaşırdığım nokta ise yıllardır beygir güçlerinde bir artış olmaması.
Hatta Mercury; bırak arttırmayı bir ara 300 beygir çıkarmıştı, onu da bıraktı. Sanırım şu anda en büyük makinesi 250 yada 275 filan olması lazım.
Biz o zamanlar, bu tarihlere kadar 400, 450 belki 500 beygir dıştan takma motorların çıkacağını tahmin ediyorduk ama yanılmışız.
Belkide uluslararası bir kısıtlama yada anlaşma var bu konuda.






O zamanın makineleri bu gün gibi aklımda.
Hatta şimdiki makineleri gördüğüm zaman, eski falanca beygirin block’undan gelme yani şu zamanın şu beygirinin gövdesinden evrilme filan diyorum.

O yılların en güzel tarafı ise, balığın bol, denizin temiz olması idi elbette. O zamanda küçük bir sandalla balığa çıkmayı, şu andaki en güzel tekneyle gezmesine değişmem.
Artık Heybelide mehtaba çıkma zamanı bitti, geriye denizin posası kaldı. Gerçi Heybelide mehtaba çıkacak adamın da posası kaldı ya. Neyse.

Biz bu ülkede türbanı konuşmaya mecbur kaldıkça, bize ancak adamların yaptıklarının sohbetini yapmak kalıyor işte böyle.

Saygı Ve sevgilerimle

Barış Ulusoy---Notamatik nickli üyeden alıntıdır.
__________________
C.ALP ARGUN
İZMİR 1962



KAFASINDAKİ , 100 FİKİRDEN , 99 TANESİNİ , MADDİYATLA ÖLÇEN KİŞİLERİN HOBİSİ , ''AMATÖR BALIKÇILIK'' OLAMAZ !!!

BİLGİ GÜÇTÜR...

Bu mesaj en son " 20-03-2010 " tarihinde saat 21:17 itibariyle alpargun35 tarafından düzenlenmiştir....
alpargun35 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links
Eski 20-03-2010, 22:04   #2
Kamil ESEN
Kaptan
 
Üyelik Tarihi: 29.05.08
Mesaj Sayısı: 1.500
Varsayılan

İşi bilen birinden konuyu dinlemek çok keyifli.Teşekkürler..
__________________
Kamil
Kamil ESEN Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-03-2010, 22:16   #3
alpargun35
Tayfa
 
alpargun35 kullanıcısının avatarı
 
Üyelik Tarihi: 17.10.08
Mesaj Sayısı: 153
Varsayılan

Haklısınız,bende dıştan takma motorlarla alakalı bilgileri ,merakla okurum ve zevk duyarım,zaten böyle teferruatlı anlatımlar pek yok,dolayısı ile paylaşılması gerektiğine inanıyorum.Bende size teşekkür ederim.
__________________
C.ALP ARGUN
İZMİR 1962



KAFASINDAKİ , 100 FİKİRDEN , 99 TANESİNİ , MADDİYATLA ÖLÇEN KİŞİLERİN HOBİSİ , ''AMATÖR BALIKÇILIK'' OLAMAZ !!!

BİLGİ GÜÇTÜR...
alpargun35 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-03-2010, 10:13   #4
mehmetulas
Kaptan
 
mehmetulas kullanıcısının avatarı
 
Üyelik Tarihi: 04.04.09
Mesaj Sayısı: 443
Varsayılan

güzel ve sürükleyici bir paylaşım
teşekkürler
mehmetulas Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-03-2010, 15:47   #5
xnode
FCR/SGR
 
xnode kullanıcısının avatarı
 
Üyelik Tarihi: 14.06.08
Şehir: İzmir
Mesaj Sayısı: 989
Varsayılan

Çok güzel ve faydalı bilgiler.
Gayet kaliteli de bir anlatım olmuş, tebrikler ve teşekkürler.
__________________

Lütfen avcılık, balıkçılık ve su ürünleri ile ilgili genel sorularınızı özel mesaj ile sormayınız. Herkesin yararlanabilmesi için konular içinde soru yöneltiniz...


Cem | 0 RH+ | İzmir | 20 Nisan

Forum kurallarına ulaşmak için [Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]
İmza ayarlarınızı düzenlemek için [Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]

xnode Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-03-2010, 19:41   #6
ocakçı
Oltacı
 
ocakçı kullanıcısının avatarı
 
Üyelik Tarihi: 02.01.10
Mesaj Sayısı: 31
Varsayılan

çok güzel paylaşım teşekkürler
__________________
Ali Yurtkölesi
1964 / Antalya
ocakçı Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-03-2010, 21:00   #7
alpargun35
Tayfa
 
alpargun35 kullanıcısının avatarı
 
Üyelik Tarihi: 17.10.08
Mesaj Sayısı: 153
Varsayılan

Tüm paylaşımcı arkadaşlarımıza bende teşekkür ederim.
Yanlış anlamaya meydan vermemek için,''konunun alıntı'' olduğunu belirtmekte fayda görüyorum,saygılarımla.
__________________
C.ALP ARGUN
İZMİR 1962



KAFASINDAKİ , 100 FİKİRDEN , 99 TANESİNİ , MADDİYATLA ÖLÇEN KİŞİLERİN HOBİSİ , ''AMATÖR BALIKÇILIK'' OLAMAZ !!!

BİLGİ GÜÇTÜR...
alpargun35 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-03-2010, 00:00   #8
Mehmet BODUROĞLU
gRi
 
Mehmet BODUROĞLU kullanıcısının avatarı
 
Üyelik Tarihi: 22.08.09
Şehir: Manisa
Yaş: 44
Mesaj Sayısı: 999
Varsayılan

Teşekkürler Alp abi paylaşım için.
__________________
Mehmet BODUROĞLU
1974 / Merkez / MANISA
0532 4133895

A RH(+)

[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]

Forum kurallarına ulaşmak için [Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]
Forum kullanma kılavuzu için [Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]
İmza ayarlarınızı değiştirmek için [Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]
Avatarınızı ayarlamak için [Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]
Lütfen TÜRKÇEMİZE sahip çıkalım.Yazım kurallarına ulaşmak için [Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]
Mehmet BODUROĞLU Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-03-2010, 08:06   #9
Murat ADAK
Kaptan
 
Murat ADAK kullanıcısının avatarı
 
Üyelik Tarihi: 09.10.09
Mesaj Sayısı: 976
Varsayılan

ALP abi güzel bir paylaşım.
Ellerine sağlık.
Bilgilendirme için teşekkürler.
__________________

MURAT ADAK
1977 0 Rh (+)
KARABAĞLAR -İZMİR
Murat ADAK Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-03-2010, 08:15   #10
Necati ARAT
Kaptan
 
Üyelik Tarihi: 14.09.09
Mesaj Sayısı: 3.142
Varsayılan

Konu güzel anlatım güzel, Paylaşmak çok daha da güzel..
Ellirinize sağlık..
Alıntı yaptığınızı da belirttiğiniz için ayrıca teşekürler..
Emek verip hazırlayan arkadaşımızada buradan teşekkürler..
Necati ARAT Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla

Sosyal Paylaşım

Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıtlar Son Mesaj
Dizel Motorların Tanıtımı levrek Tekne Bakımı ve Donanımı 4 19-03-2012 15:31
Dıştan Takma Deniz Motorları... alpargun35 Tekne Bakımı ve Donanımı 7 08-03-2010 18:10
yamaha 4hp 4zamanlı motorların bakımı karakayalı Tekne Bakımı ve Donanımı 6 14-08-2006 15:57
Deniz Meteorolojisinin Tarihçesi rüzgar2 METEOROLOJİ 6 25-12-2005 23:23
Balikçilik Tarihçesi rüzgar2 TARTIŞMA, SOHBET ve HABERLER 4 24-12-2005 22:46


Saat 13:43.